RABBİM C.C. "kulum" DESİN YETER...   
  İLAHİ ENTE MAKSUDU VE RIZAKE MATLUBİ    
Ana Sayfa Hakkımızda Forum Dosyalar Foto Galeri Mesaj Panosu İletişim
 
 MUHABBETTEKİ SIR
 Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak
 Tavsiye Kitap
 BİR DUA
 BİR SÖZ
 Özbenlik Gelişimi
 Ayıpları Örtücü Olmak
 OYUN BİTİNCE

 
 
ELEMAN İLANI - İŞ ARAYANLAR
 
 

 
 
her gün bir yerden göçmek ne iyi, 
her gün bir yere konmak ne güzel, 
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
dünle beraber gitti cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait 
şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”

Hz.Mevlana

  

Asla şu üç şey olma! Ümitsiz olma! Şükürsüz olma! Sabırsız olma! Mevlâ'yı bilen ümidi bilmeli, O'nu bilen Şükr'etmeli...

 

  

"Sabır; çekilen şeyi duymamak değil,ona dayanmayı bilmektir."

Necip Fazıl Kısakürek

*** 

En büyük sanat; Hayatı yaşama sanatıdır… Eniyi sanatkâr; ... Bulunduğu ortamdaki hayat şartlarını önemsemeden hayata dair ufacıkta olsatutunacak dal bulan, Zorluklar karşısında sanatını iyi yapıp hayatı herhalükarda yaşanabilecek hale getirendir. 

 ***

  

Sırrını rüzgara fısıldarsan, ağaçlara söylediği için suçlayamazsın...

Halil Cibran

 

*** 

 

  

Allah'ım, BELASIZ olarak bize YAKINLIĞINI ver..... KAZA VE KADERİN hükmü anında , bize lutfeyle......

 Şerli kişiler ezmek isterken bize yetiş...  Kötü kimseler, bizi yıkmaya gelirken yardım eyle...     NASIL VE NE ZAMAN  dilersen bizi esirge..... !    

 HZ. ABDULKADİR GEYLANİ 


 
 
Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin!!!
 

Dünyada 25 Milyondan Fazla İzlenme Rekoru Kıran Kısa Film 


 
GENÇ BEYİN'LERE !!!
 
 
Linkler
 
 İŞ İLANI - FORMU DOLDURUNUZ
 ELEMAN İLANI
 İŞ BAŞVURU FORMU
Anasayfa
Kalbî hayâtın muhâfazası için sâlih ve sâdıklarla berâber olmak kadar, gâfil ve fâsıklarla ünsiyetten şiddetle sakınmak da çok önemlidir. Zîrâ teaffün etmiş (kokuşmuş) mezbele ve leşler üzerinden geçip gelen bir rüzgar, onların mülevves kokularını alarak etrâfa yayar, nefesleri tıkar ve rûhları daraltır.
İslâm nazarında da amellerin değeri, onların ortaya çıkmasına sebep olan niyet ve ihlâs ile ölçülür. Yâni bir fiilin ortaya çıkmasında onu yapan kişinin maksadı ne ise, hüküm ona göredir. Nitekim hadîs-i şerîfte bu gerçeği te’yîden: “Ameller, niyetlere göredir…” (Buhârî, Îmân, 41; Müslim, İmâre, 155) buyurulmuştur.
İSMİ DUYULDUĞUNDA AŞIKLARIN DİZE GELDİĞİ HADSİZ SALAT VE SELAMIN HEDİYE EDİLDİĞİ PEYGAMBER EFENDİMİZİN KUTLU DOĞUMU İLE ALEMLERİN ŞEREFLENDİĞİ BU MÜBAREK GECENİZİ, MEVLÜT KANDİLİNİZİ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM... SELAM VE DUA İLE...
İstedik ki tüm insanlık adına çekilsin bu salavâtlar. İstedik ki haberdar olsun Alemlerin Efendisi. Ey aşık-ı Sâdıklar ! Gelin Salat-ü Selam eyleyelim! Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed!...
Nasihat etmek hele ki günümüzde bir kişiye nasihat etmek gerçekten zor. İşte nasihatı alanlara ....
Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış! Sana bir kötülük yapıldığında, unut ve bağışla! Ama kimseye teslim olma! İçten ol!
Bana öyle geliyor ki günlük olaylar kafamızı, kalbimizi o kadar istila ve işgal ediyor ki, asıl düşünmemiz gereken meseleleri düşünemiyor, hayatın gayesine ait esas konuları hatırlayamaz hale bile geliyoruz. Bu durumda ister istemez İmam-ı Şafii Hazretleri’nin her sabah hayatının gayesini düşünme örneği geliyor aklımıza. Ancak o zaman hatırlıyoruz her sabah bizden de sekiz şeyin istendiğini…
Mevlâna der ki: “Vakit keskin kılıç gibidir ömrü kesiyor; O seni kesmeden evvel sen onu kes!.."
Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır. Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar: "Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir. Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan... Mademki kafatasında aşk şarabı yok, Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..." (Rubailer,126)
-Faydalı şeyler müminin kaybettiği öz malı gibidir. Bulduğu yerde sahip çıkıp benimsemeli, faydalı buluşu Müslümanlara kazandırmalıdır.
Nefsin derki; daha zamanın çoktur, Kimsenin elinde senedi yoktur, Vallahi Billahi hesabın zordur, Son nefes gelmeden GEL TÖVBE EYLE ! ...
 1 

Ah Aşk SAHİBİ, Ah Saadet...

Aşkın cümlesinde virgül olmak,,, büyük saadet... 

 

"Allahû Veliyyût-Tevfik"

 

  

"Ah Teslimiyet"

 

Gerek yok her sözü, laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...
Hz. Mevlana
 
"AŞK"
Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...
Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler. 

Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder : 
"Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur. 
Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.
Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.' der. (Mesnevi,I/ 1112-14)

Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27) 

Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; "Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır. (Fihi Mafih, 325-326)

Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir: 
Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)

Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide : 
"Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır. 
Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner. 
Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder. 
Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir. 

Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

Mevlana ; 
"Anam aşk, babam aşk, 
Peygamberim aşk, Allahım aşk, 
Ben bir aşk çocuğuyum, 
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."
sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir. 

Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ; 
"Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir. 
Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir. 
Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur. 
Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler. 

"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)
"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir : 
"Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)

Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır. 
Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar: 
"Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.
Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan...
Mademki kafatasında aşk şarabı yok, 
Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..."
(Rubailer,126)


"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:
"Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
Aşk, seninle işe güce girişir.
Aşksız ömrü hesaba sayma;
O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."
(Mecali-i Saba 43)
 
  


Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam122
Toplam Ziyaret40227
 
Üyelik Girişi
54 FARZ - Video
 

 
SALAVAT KAMPANYASI
 
 
" TEK ÇARE !!! "
 
 
''Mert olmayan bir insanla işe başlamak,
sonu gelmeyecek, ya da kötü bitecek bir yola çıkmak demektir.''
(Montesquie)

 
 

*Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür. Müridi: Güzel bir kardeşlik örneği der. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa. Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir: “Aralarına bir kemik atıver de gör kardeşliklerini...”

 ***

*Kadıköy camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci hocaya : - Hocam diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi? Demirci hoca : - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var amma, bütün gün kamçı yeyip duruyorlar...

***

*Portekizi 15 yıl idare eden Salazara sordular: Bunca yıl bu halkı nasıl güdebildiniz? Salazar cevap verdi: - Üç şey ile... MÜZİK, EĞLENCE, FUTBOL....

***

*Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş: - Mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş: - Sizin ölüleriniz koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman...

***

*İngiliz garson Türk müşteriye: - Çanakkale de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz, deyince. Bizimkinden gayet soğuk kanlı şu cevabı almış: - Orada ne işiniz vardı?

***

*Mehmet Akif elini yıkadıktan sonra kendisine uzatılan kirli peşkiri görünce ister istemez: - Hayır diye bağırmış. Elimi henüz daha yeni yıkadım...

***

*Mevlana Cami hazretlerine gelen bir adam: - Şuna şöyle dedim, buna şu cevabı verdim diye gururlanınca, Mevlana hazretleri: - O cevaplarla değil, diye gürlemiş. Yarın Allah'a vereceğin cevaplarla meşgul ol.

***

*iran'a ne maksatlaakın ettiniz? Sorusuyla karşılaşan İslam öncüsü, Büyük bir vakar içinde şu cevabı vermişti: - Gayemiz, insanların Allah'a ibadet etmesini sağlamaktır. Allah'ın yarattıklarına değil.

***

*Kafkas Kartalı Şeyh Şamil, esarette bulunduğu sırada, Ruslardan namaz kılmak için yer göstermelerini istemiş. Sarayın kilisesine götürmüşler. Şeyh Şamil, namaz hazırlığı yaparken, Ruslar da rahat etmesi için kilisedeki putu örtmeye çalışmışlar. Şamil onlara müdahale ederek: Bırakın, öyle kalsın demiş. Şamil'in esarette ve burada namaz kıldığına, mahşerde o da şehadet etsin.

***

*Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye Farabi'ye sormuşlar, şöyle demiş: - Uzun konuşanı kısa dinlemeli.

***

*İnsanlara zulmeden birisi, bir İslam büyüğüne sormuş: - İbadetlerden hangisi efdaldir? Şu cevabı almış: - Senin için öğleye kadar uyumak efdaldir. Çünkü uyuduğun müddetçe halkı incitmezsin...

***

*Cenab Şehabeddine: - Şu edepsize neden bir tokat vurmadın? dediklerinde, şu cevabı vermiş : - Eldivenim yoktu iğrendim.

***

*Mehmet Akif Ersoy'u ilk devre milletvekilliği sırasında ziyerete gelenler, bir takım idareciler hakkında kanaatini sormuşlar. Şu cevabı vermiş: - Memleketten ümidinizi kesmek istemiyorsanız, büyük adamları yakından tanımayınız.

***

*Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirlerini incelemesi için Şekspir'e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: - Dostum, siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.

***

*Kırkıncı Hoca'ya, " Kabe'yi ilk defa görenin yapacağı dua, mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim? " diye sorduklarında: - Ya Rabbi, burada edeceğim bütün duaları kabul eyle, diye cevabını vermiş.

***

*Adamın biri Hz Ali'yi gıyabında kötülediği halde, yüzüne karşı övmeye başlayınca, şu karşılığı almıştır: -Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm.

***

*Adamın biri Muhammed bin Vasi'nin bacağındaki yarayı görüp, " sana acıyorum " dediğinde, ondan şu cevabı almıştır: - Ben aynı yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum.

***

*Falih Rıfkı Atay, " İslamiyet denince burnuma ayak kokusu gelir" dediğinde, yanındaki bir adamdan şu cevabı almış: - Senin burnuna gelen ayak kokusu değil, ciğerindeki ufunetin kokusudur.

***

*Hz Ali'ye: - Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker? diye sorduklarında: - Nasıl rızıklandırıyorsa öyle cevabını vermiştir.

***

*Materyalist öğretmen öğrencisine: - Söyle bakalım Allah nerede? Eğer bilirsen bir portakal vereceğim. Öğrenci: - Siz bana O'nun olmadığı yeri gösterin, ben size bir bahçe dolusu portakal vereyim.

***


 
 
ELEMAN İLANI - İŞ ARAYANLAR
 
 
AVRUPA'NIN EN ÇARPICI REKLAMLARI
 

MUTLAKA İZLE !!!

 


 
Hitlen
 
 


 
 

 
 
Bayiksir
 
 
Saat
 
 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 19° 6°
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.8300 1.8400
Euro 2.3350 2.3500
 
Yer sağlayıcı: Yurdum Yazılım